Mektûbât-ı Hulûsıyye-1
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
niyyedir;
bir inâyet-i Rabbâniyyedir.
Sizi tebrîk ediyorum”
“Dokuzuncu
Mektûb”un yazılmasına sebeb olan hâlden kısaca bahsetmek, îzáh yerine geçecektir. Şöyle ki; bundan otuz yedi sene evvel, bu fakírde
yalnız
hizmet-i Kur’âniyye için hayâtımın devâm ettiğini, bütün kusúrlu
hâlimle berâber ehl-i îmâna fâideli olmayı, samîmî
bir şevk ve şefkat içinde hissediyordum. O hâlimde bana ne
dünyânın zevk
u sefâsı ve ne
de derd ü elemi te’sîr etmediği gibi, uhrevî kazancımı da unutturmuştu.
Buna binâen derim ki: “Şevk”, îmân ve Kur’ân hizmetinde kalben ve fiilen ciddî bir meyl
göstermek demektir. Bu hakíkattaki şevkın, elbette îmân ile şiddetle alâkası vardır.
İkinci
Suâliniz: İhlâs dersindeki; “Bu hizmet-i Kur’âniyyede bulunan kardeşlerinizi tenkíd etmemek ve onların üstünde fazílet-fürûşluk nev‘ınden gıbta dâmârını tahrîk etmemek”
Tenkíd: Edebî, fennî, sınâí eserleri tedkík ile iyi ve fenâ cihetlerini şahsıyyâta taarruz olunmaksızın bi’l-mukábele (bi’l-muhâkeme) göstermektir.
Gıbta: Bir kimsenin nâil olduğu ni‘metin zevâlini
istemeksizin, kendisi de o ni‘mete nâil olmayı arzû etmektir.
Tenkíd, hakíkatte tahkír olmadığı gibi; gıbta da hased, ya‘nî kıskanmak demek değildir. Fakat, mâdem nefis emmâredir.
Lügat: elbette, taarruz, binâen, fiilen, hizmet, uhrevî, şefkat, şiddet, ciddî, fâide