Mektûbât-ı Hulûsıyye-1
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
sene ve sevâb verileceğine inandığımız hurûfât-ı Kur’âniyye, hîç bir hurûfla müvâzene ve mukáyese edilemez. “Öyle ise bu ihtilâfı giderecek yol nedir?” diye soruluyor ise, ona da derim ki; husúsí sâhada Kur’ân’ı ve Kur’ân hurûfunu okuyup yazmalı ve buna lâyık olduğu hürmeti ve muhabbeti göstermelidir. Fakat, memleketin istikbâli demek olan hâl-i hâzırdaki tahsílli gençlerle peyder pey yetişeceklerin ve Kur’ân hurûfâtına zarûretle yabancı oldukları hâlde bugün milletin çeşitli kademelerindeki hizmetlerini gören zâtların ma‘nevî tefeyyüz imkânlarını sağlayacak Kur’ân’ın değil, Kur’ânî ve îmânî eserlerin yeni hurûfâtla neşrine zarûret vardır. Kur’ân hurûfâtı ile neşrin memnû‘ olduğu ve yeni hurûfâtla neşrin ve hássaten gençleri ve millet hizmetindeki Kur’ân hurûfâtını bilmeyen milyonlarca zâtları zehirleyecek mâhiyyetteki yazılar mebzûlen neşredilirken ve dünyânın her tarafında Elláh’ın inâyeti ve yeni hurûfâtla neşredilen îmân-ı tahkíkí eserlerinin berekâtı ile İslâmiyyet dâiresine girenler varken, bunların ma‘nevî ihtiyâclarını Kur’ân hurûfâtını okuyup yazmalarına ta‘lîk etmek, hîç bir vechile münâsib olmaz.
Râbian: Şu küçük yazı içine İhlâs ve Uhuvvet Dersleri de
yazılmış kabûl edilirse, ya‘nî o
dersler de berâber mütálea edilirse, yazının kısalığı kalmaz. Hem o güneşlerin yanına mumlar yakılmak, edebe mugáyir olur. Sözün
kısalığı, bu sebebdendir.
Hámisen: Bir zümrenin, Hazret-i Ali’yi Elláh ve Peygamber telakkí etmeleri gibi azím ve mühlik bir hatáya düşülmüş olur. Merhûm Üstâd’ın bu mes’elede ne kadar hassâs davrandığını, hattâ kabrinin bilinmemesini de vasıyyet etmiş olması, câlib-i dikkat ve mûcib-i ibrettir.
Sâdisen: Mâdem ki; mesleğimiz uhuvvettir. Herhangi biri-