Nüzûl-i Ísâ (as)
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
“Eğer Rabbinden, daha önce sádır olmuş bir söz ve ta‘yîn edilmiş bir vâde olmasaydı; onlar için cezâ, dünyâda dahi kaçınılmaz olurdu.”[52]
Hâlbuki, kelâmın takdîri, ya‘nî takdîm ve te’hírden önceki hâli şöyledir:
وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ
وَاَجَلٌ مُسَمًّى لَكَانَ لِزَامًا
Her ne kadar ba‘zıları; “Elláh Teálâ, Ísâ (as)’ı semâya ref‘ edinceye kadar üç sâat, diğer bir rivâyette ise yedi sâat vefât ettirdi, sonra diriltip
semâya yükseltti” diye rivâyet etmişlerse de, böyle bir rivâyet zayıftır. Zîrâ, bu görüş, Hıristiyanların görüşüdür.
Bununla
berâber, mu‘temed hîç bir tefsîrde ve İslâmî
kaynakta Hazret-i Ísâ (as)’ın ölüp
dünyâda kaldığı veyâ
onun yalnız
rûhunun göklere yükseltildiği konusunda
bir bilgiye rastlamak mümkün değildir.
Zîrâ, böyle bir görüş,
nasslara tamâmen muháliftir.
Şimdi, Âl-i Imrân Sûresi’nin
54 ve 55. âyet-i kerîmeleri hakkındaki müfessirlerin beyânâtını takdîm ediyoruz:
“Ebû Suúd” der
ki:
“ ‘Elláh (cc), Ísâ (as)’ı öldürmeye giden kişiye, Hazret-i Ísâ (as)’ın súretini giydirdi, Hazret-i Ísâ (as)’ın yerine o kişi öldürüldü. Daha sonra Hazret-i Ísâ (as) göklere kaldırıldı.’
“İbn-i Abbâs’tan rivâyet edildiğine göre; İsrâîl oğullarının meliki, Ísâ (as)’ı öldürmeye kasd ederken, Cebrâîl (as) Hazret-i Ísâ (as)’a, penceresi bulunan bir eve girmesini emr eder. Cebrâîl (as), pencereden onu göğe kaldırır. O melik, İsrâîl oğullarından habîs bir adama şöyle emr eder: ‘Ísâ’yı ta‘kíb et, o eve gir ve onu