Nüzûl-i Ísâ (as)
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
“
16) İbn-i Haceru’l-Heytemî’nin “Fetâvâ-yı Hadîsiyye” adlı eserinde şu ibâre vardır:
“Suâl: Hazret-i Ísâ (as) nereye inecek?
“Cevâb: Sahîh-i Müslim’den anlaşılan şudur ki; meşhûr olan, Ísâ (as)’ın Dimeşk’ın doğusundaki minâre-i beyzánın yanında ineceğidir. Ísâ (as) bir rivâyete göre Ürdün’de, diğer bir rivâyete göre ise Müslümânların askerî kampında inecektir. Bu rivâyetlerin arasında münâfât yoktur. Zîrâ, onların askerî kampı Ürdün’de olur. Dimeşk ve Beyt-i Makdis de Ürdün’den sayılır.”[338]
Netîce-i Kelâm: Görülüyor ki, Hazret-i Ísâ (as)’ın âhir zamânda semâdan cism-i beşerîsiyle Álem-i İslâm içine nüzûl etmesi, şerîat-ı garrâ-yi Muhammediyye (asm) ile amel etmesi ve Deccâl ile harb edip bi’z-zât onu öldürmesi hakkında bütün muhakkik ehl-i sünnet ulemâsı icmâ‘ ve ittifâk etmişlerdir. Bu sebeble, “Hazret-i Ísâ (as)’ın maddeten nüzûlünü inkâr etmek” veyâ fâsid te’vîllerle Hazret-i Ísâ (as)’ın cismen gelmeyeceğini söylemek, ulemâ-i İslâmca “küfür ve dalâlet” kabûl edilmiştir. Çünkü, âyetler, hadîsler ve ulemânın kavilleri sarîhtir, te’vîle kábil değildir. Ancak, bu sarâhati aynen kabûl etmekle berâber, hadîslerin işârî ma‘nâlarını söylemek de câizdir. Yoksa, sarâhati inciterek bâtıl te’vîlâta sapmak, Ehl-i Sünnet’in câdde-i kübrâsından ayrılmak demektir.