Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan (Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
salâtü vesselâm, risâletiyle dünyânın kapısını açtığı gibi, ubûdiyyetiyle de âhiretin kapısını açar.”
Hem insâniyyet
de bir mi‘dedir. Akıl,
fikir ve hayâl gibi duyguların
ihtiyâcları bu
dünyâya sığmadığından, ebedî bir hayâtı iktizá ederler. Ádî bir mi‘denin, fânî bir
hayâtın devâmı için bir isteği olan rızkın te’mîni maksadıyla küre-i Arz bir sofra-i ni‘met olarak
serildiği ve
önüne konulduğu
hâlde; insâniyyet gibi en büyük bir hakíkatın ebediyyet gibi en büyük bir isteğinin bu dünyâda kemâliyle verilmemesi,
kâinâtta müşâhede
ettiğimiz
adâlet-i mutlaka fiiline ters düşer. O
Ádil-i Mutlak, en ádî mahlûkun en ádî ihtiyâcını yerine
getirsin de, en şerefli
mahlûkun en büyük ihtiyâcını gidermesin, bu mümkin değildir. Zîrâ, adâlet, her hak sáhibine hakkını
vermeyi iktizá eder. Birinin hakkını verip diğerinin hakkını
vermemek, o adâlet fiiliyle bağdaşmaz. Mi‘denin ihtiyâc-ı fıtrî
lisânıyla
yaptığı duáya
cevâb veren bir Ádil-i Mutlak; elbette insâniyyetin asıl ihtiyâcı olan ebediyyeti, bekáyı, likáyı da
verecektir. Zîrâ, bu istek ve ihtiyâc, bütün peygamberlerin (as), bütün
evliyâların ve
bütün sálihlerin de isteğidir. Mâdem
bu ihtiyâcın
dünyâda yerine getirilmesi mümkin değildir.
Öyle ise, bir dâr-ı beká
ve bir mahall-i saádet olacaktır.
Üçüncü nev‘ duá: Iztırâr lisâniyle yapılan duáların kabûl edilmesidir. Çâresiz
kalmış bir kimsenin duásının kabûlü ekseriyyâ görülmüştür. Meselâ; kırık bir tahta üstünde, denizin
fırtınalarına kapılan bir insân; ölümle yüz
yüze kalmışken, boğulmamak için kırık kalbiyle lisân-ı ıztırâr ile duá eder. Cenâb-ı Hak da, o ıztırâr lisâniyle yapılan duáyı kabûl edip fırtınayı dindirir, o muztarı sâhil-i selâmete çıkarmakla kurtarır.
Şimdi, en küçük bir mahlûkun en küçük bir ihtiyâcına cevâb veren, meselâ çekirdeğin isti‘dâd lisânıyla yaptığı duáyı kabûl edip ondan kocaman bir ağacı halk eden, nebâtâtın suya olan ihtiyâcını bilip semâ cânibinden yağmuru gönderen, muztar kalanların duásına icâbet eden bir Zât-ı Ádil, hîç mümkün müdür ki; nev-ı insânın isti‘dâd, ihtiyâc-ı fıtrî ve ıztırâr lisânıyla yaptığı bekáya dâir duásını kabûl etmesin. Zîrâ, insân, beká ve likáyı istiyor. Beká ebedî kalmak; liká ise, Elláh’a kavuşmak, mevcûdâttan ayrılmamak, sevdikleriyle bir arada kalmak isteğidir. İnsânın en büyük ihtiyâcı, rü’yetulláh ve Cennet’tir. Elbette, o Ádil-i Mutlak, insânın bu ihtiyâcına ve bu isteğine cevâb verecek, onun için ebedî bir álemi yaratacak,
Lügat: küre-i arz, peygamber, vesselâm, elbette, kurt(a), ediyye, ekseri, gönder, seriyy, âhiret, âhire