Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan (Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
erkân ile tesbîh ise; amel-i sálihtir. Îmân, asıldır. Dil ile zikir, îmânın semeresidir. Amel-i sálih ise, zikrin semeresidir. Çünkü, insân, bir şeye i‘tikád ettiğinde, kalbindeki i‘tikádını lisânına aksettirir. O kimsenin sözündeki doğruluğu ise, onun ahvâl ve ef‘álinden anlaşılır. Zîrâ, lisân, kalbin tercümânı; a‘zá-yi insâniyyenin amelleri de lisânın delîl ve bürhânlarıdır. Namâz ise, amellerin en efdalidir. Çünkü, hem erkân ile yapılan ıbâdeti, hem lisân ile yapılan zikri, hem de kalb ile yapılan kasdı ihtivâ eder. Böylece namâz, hakíkatta tesbîh ve tenzîhi ifâde eder.
Cenâb-ı Hak, فَاَمَّا
الَّذي۪نَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَهُمْ ف۪ى رَوْضَةٍ يُحْبَرُونَ “Îmân
edip amel-i sálih işleyenler, Cennet’te sürûr
içinde ni‘metlere mazhar olacaklardır
BEŞİNCİ MES’ELE
فَسُبْحَانَ اللّٰهِ ح۪ينَ تُمْسُونَ وَح۪ينَ تُصْبِحُونَ ۞ وَلَهُ الْحَمْدُ فِى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَعَشِيًّا وَح۪ينَ تُظْهِرُونَ
âyet-i kerîmelerindeki hıtâb, ya ehl-i küfredir. Bu durumda, سَبِّحُوا emri, اٰمِنُوا “îmân edin” ma‘nâsındadır. Veyâ hıtâb, ehl-i îmânadır. Bu durumda, سَبِّحُوا emri, ıbâdetle emir, beş vakit namâza teşvîk ma‘nâsındadır.
Lügat: semer(e), ediyye