Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan (Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
“İkinci kısmı ise, saádet-i cismâniyyedir. Bunun esâsları; mesken, ekl, nikâh olmak üzere üçtür. Ve bu üç esâsın derecelerine göre saádet-i cismâniyye tebeddül eder. Ve bu kısım saádeti ikmâl ve itmâm
eden, hulûd ve devâmdır. Çünkü, saádet devâm
etmezse, zıddına inkılâb ede
“Ekl ve şürb ve muámele-i zevciyye gerçi bu dünyâda bir ihtiyâcdan gelir,
bir vazífeye gider. Fakat, o vazífeye bir ücret-i muaccele olarak öyle
mütenevvi‘ lezîz lezzet içlerine bırakılmıştır ki, sâir lezâize tereccuh ediyor. Mâdem bu dâr-ı elemde, bu kadar acîb ve ayrı
ayrı lezzetlere medâr; ekl ve nikâhtır. Elbette, dâr-ı lezzet ve saádet olan
Cennet’te o lezzetler; o kadar ulvî bir súret alıp ve vazífe-i dünyeviyyenin uhrevî ücretini de lezzet olarak ona
katarak ve dünyevî ihtiyâcı dahi uhrevî bir hóş iştihâ súretinde ılâve ederek, Cennet’e lâyık
ve ebediyyete münâsib, en câmi‘ hayâtdâr bir ma‘den-i lezzet olur.
“Risâle-i Nûr”un “Şuá‘lar” adlı eserinde ise, haşr-i cismânînin isbâtı ve her bir a‘zá-yi insâniyyeye münâsib bir mükâfât verileceği şöyle ifâde edilmektedir:
“Esmâ-i İlâhiyyenin en cem‘ıyyetli âyinesi cismâniyyettedir. Ve hılkat-ı kâinâttaki makásıd-ı İlâhiyyenin en zengini ve faal merkezi cismâniyyettedir. Ve ihsânât-ı Rabbâniyyenin en çok çeşitleri ve rengârenkleri cismâniyyettedir. Ve beşerin ihtiyâcât dilleriyle Hálık’ına karşı duálarının ve teşekkürâtının en kesretli tohumları yine cismâniyyettedir. Ma‘neviyyât ve rûhâniyyât álemlerinin en mütenevvi‘ çekirdekleri yine cismâniyyettedir. Bunlara kıyâsen, yüzer küllî hakíkatlar cismâniyyette temerküz ettiğinden, Hálık-ı Hakîm zemîn yüzünde cismâniyyeti çoğaltmak ve mezkûr hakíkatlere mazhar eylemek için öyle sür‘atli ve dehşetli bir faáliyyetle káfile káfile arkasına mevcûdâta vücûd giydirir, o meşhere gönderir. Sonra onları terhís eder, başkalarını gönderir. Mütemâdiyyen kâinât fabrikasını işlettirir. Cismânî mahsúlâtı dokuyup, zemîni âhirete ve Cennet’e bir fidanlık bahçesi hükmüne getirir. Hattâ, insânın cismânî mi‘desini memnûn etmek için, o mi‘denin hâl diliyle bekásına dâir duásını kemâl-i ehemmiyyetle dinleyip kabûl ederek fiilen cevâb vermek için, hadsiz ve hesâbsız ve yüz binler tarzlarda ve binler çeşit çeşit lezzetlerde gáyet san‘atlı taámları ve gáyet kıymetli ni‘metleri cismâniyyete ihzár etmek, bedâhetle ve şeksiz gösterir ki; dâr-ı âhirette Cennet’in en çok ve en mütenevvi‘ lezzetleri cismânîdir. Ve saádet-i ebediyyenin en