Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan (Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
ya‘nî erkeklerin menfaati için olduğuna dâir bir delîl teşkîl etmektedir.
هُوَ الَّذ۪ى خَلَقَ لَكُمْ مَا فِى الْاَرْضِ
جَم۪يعًا “Yerde bulunan şeylerin
tamâmını
sizin için yarattı”
Evet, kadınların yaratılması, erkeklere ihsân edilen
ni‘metler zincirindendir. Binâenaleyh, onların, erkeklerin menfaati için
yaratılmış olmaları, erkeklerin mükellef tutulduğu tarzda mükellef olmadıklarını; erkeklere olan ni‘meti tamâmlamak için yaratıldıklarını beyân etmek içindir. Bu
mes’ele, hem nakil, hem hüküm, hem de ma‘nâ bakımından böyledir.
Nakle gelince; kâinâttaki
varlıkların insânlar için yaratıldığını beyân eden “Bakara, 2:29” ve kadınların erkeklerin menfaati için
halk edildiğini ifâde eden “Rûm,
30:21” gibi âyet-i kerîmeler bunun delîlidir.
Hükme gelince; kadın, erkeğin mükellef tutulduğu gibi, “Cum‘a namâzı, cihâd, hılâfet” gibi pek çok ahkâmla ve o ahkâmı icrâ etmekle mükellef
tutulmamıştır.
Ma‘nâya gelince; kadın, zayıf yaratılışlıdır, nâziktir, ince rûhludur. Bu yönüyle, çocuğa benzer. Çocuk ise, mükellef tutulmaz. Binâenaleyh, münâsib olan, kadının mükellefiyyete tam ehil olmamasıdır. Fakat, onlar, mükellef tutulmadıkları müddetçe, Elláh’ın biz erkeklere olan ni‘meti tamâmlanmış olmazdı. Zîrâ, azâb müeyyidesi sâyesinde kadın korkar. Böylece kocasına itáat eder ve harâmlardan sakınır. Aksi hâlde, fesâd zuhûr eder, áile hayâtı zedelenirdi.
Lügat: binâenaleyh, menfaat, binâen, birinc, nâzik