Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan (Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
mesi
muktezá-yı insâniyyettir. Yoksa, pek
az kazanır, fakat pek çok kaybeder.”
“Aklı başında olan bir adam; refîkasına muhabbetini ve sevgisini, beş on senelik fânî ve záhirî hüsn-i cemâline binâ etmez. Belki, kadınların hüsn-i cemâlinin en güzeli
ve dâimîsi, onun şefkatine ve kadınlığa mahsús hüsn-i sîretine
sevgisini binâ etmeli. Tâ ki, o bî-çâre ihtiyârladıkça, kocasının muhabbeti ona devâm etsin. Çünkü, onun refîkası, yalnız dünyâ hayâtındaki muvakkat bir yardımcı refîka değil, belki hayât-ı ebediyyesinde ebedî ve sevimli bir refîka-i hayât olduğundan, ihtiyârlandıkça daha ziyâde hürmet ve
merhamet ile biribirine muhabbet etmek lâzım
geliyor. Şimdiki terbiye-i medeniyye
perdesi altındaki hayvâncasına muvakkat bir refâkattan sonra ebedî bir müfârakata ma‘rûz kalan
o áile hayâtı, esâsıyla bozuluyor.
“Hem ‘Risâle-i Nûr’un
bir cüz’ünde denilmiş ki: Bahtiyârdır o adam ki; refîka-i ebediyyesini kaybetmemek için sáliha
zevcesini taklîd eder, o da sálih olur. Hem bahtiyârdır o kadın ki; kocasını mütedeyyin görür, ebedî
dostunu ve arkadaşını kaybetmemek için o da tam mütedeyyin olur; saádet-i dünyeviyyesi
içinde saádet-i uhreviyyesini kazanır. Bedbahttır o adam ki; sefâhete girmiş
zevcesine ittibâ‘ eder; vaz geçirmeye çalışmaz,
kendisi de iştirâk eder. Bedbahttır o kadın ki; zevcinin fıskına bakar, onu başka bir súrette taklîd eder. Veyl o zevc ve zevceye ki; biribirini
ateşe atmakta yardım eder. Ya‘nî; medeniyyet
fantaziyelerine biribirini teşvîk eder.”
ON ÜÇÜNCÜ MES’ELE
اِنَّ ف۪ى ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
cümlesi, hem kendinden önceki âyet-i kerîmenin, hem de bu âyet-i
kerîmenin fezlekesidir. Zîrâ, bu iki âyet, mevzú‘ bütünlüğü i‘tibâriyle bir âyet gibi kabûl edilmiştir. Bu durumda, bu cümle-i Kur’âniyyenin ma‘nâsı şöyle olur: “İnsânın topraktan yaratılması ve yeryüzünde intişâr etmesinde, kendileriyle sükûnet bulmaları için kendi cinslerinden zevcelerin yaratılmasında, aralarında meveddet ve merhametin var edilmesinde tefekkür eden bir kavim
için tevhîd ve haşr-i cismânîye dâir delîller
vardır.”
Evet, insân nev‘ınin ilk ferdi olan Âdem (as)’ın topraktan yaratılmasında,
Lügat: fantaziye, merhamet, meveddet, muhabbet, tefekkür, bedbaht, deniyye, fezleke, fâka(t), sükûnet, terbiye, ediyye, medeni, şefkat, sükûn