Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan (Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
yakınlarında bulunan kabre karşı tahammül edebilirler. Ve çok alâkadâr oldukları hayâtlarının yakında sönmesine ve güzel dünyâlarının kapanmasına mukábil bir tesellî bulabilirler ve çocuk hükmüne geçen serîu’t-teessür rûhlarında ve mîzâclarında, mevt ve zevâlden çıkan elîm ve dehşetli me’yûsiyyete karşı, ancak hayât-ı bâkıyye ümîdiyle mukábele edebilirler. Yoksa, o şefkate lâyık muhteremler ve sükûnete ve istirâhat-ı kalbiyyeye çok muhtâc o endişeli babalar ve analar, öyle bir vâveylâ-i rûhî ve bir dağdağa-i kalbî hissedeceklerdi ki; bu dünyâ onlara zulmetli bir zindân ve hayât dahi kasavetli bir azâb olurdu.
Üçüncü delîl: İnsânların hayât-ı ictimâıyyesinin en kuvvetli medârı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyânda olan
hissiyyâtlarını ve ifrâtkâr bulunan nefis ve hevâlarını tecâvüzâttan ve zulümlerden
ve tahrîbâttan durduran ve hayât-ı ictimâıyyenin hüsn-i cereyânını te’mîn eden; yalnız Cehennem fikridir. Yoksa,
Cehennem endişesi olmazsa, “El-hükmü
li’l-gálib” káidesiyle o sarhoş delikanlılar, hevesâtları peşinde, bî-çâre zaíflere, ácizlere, dünyâyı Cehennem’e çevireceklerdi ve yüksek insâniyyeti gáyet süflî bir
hayvâniyyete döndüreceklerdi.
Dördüncü delîl: Nev-ı beşerin hayât-ı dünyeviyyesinde en cem‘ıyyetli merkez ve en esâslı zenberek ve dünyevî saádet
için bir Cennet, bir melce’, bir tahassungâh ise; áile hayâtıdır. Ve herkesin hánesi, küçük
bir dünyâsıdır. Ve o háne ve áile hayâtının hayâtı ve saádeti ise; samîmî ve ciddî ve vefâdârâne hürmet ve hakíkí ve
şefkatli ve fedâkârâne merhamet ile olabilir. Ve bu hakíkí hürmet
ve samîmî merhamet ise; ebedî bir arkadaşlık ve dâimî bir refâkat ve sermedî bir berâberlik ve hadsiz bir
zamânda ve hudûdsuz bir hayâtta birbiriyle pederâne, ferzendâne, kardeşâne, arkadaşâne münâsebetlerin bulunmak
fikriyle, akídesiyle olabilir. Meselâ, der: “Bu haremim, ebedî bir álemde,
ebedî bir hayâtta, dâimî bir refîka-i hayâtımdır. Şimdilik ihtiyâr ve çirkin olmuş ise de zararı yok. Çünkü, ebedî bir
güzelliği var, gelecek. Ve böyle
dâimî arkadaşlığın hátırı için her bir fedâkârlığı ve merhameti yaparım” diyerek, o ihtiyâre karısına, güzel bir hûrî gibi
muhabbetle, şefkatle, merhametle mukábele
edebilir. Yoksa, kısacık bir-iki sâat súrî bir refâkatten sonra ebedî bir firâk ve
müfârakate uğrayan arkadaşlık; elbette gáyet súrî ve
muvakkat ve esâssız, hayvân gibi bir rikkat-i
cinsiyye ma‘nâsında ve bir mecâzî merhamet
ve sun‘í bir hürmet verebilir ve hayvânâtta olduğu gibi; başka menfaatler ve sâir gálib hisler, o hürmet ve merhameti mağlûb edip o dünyâ cennetini, Cehennem’e çevirir.
İşte, îmân-ı haşrînin yüzer netîcesinden birisi; hayât-ı ictimâıyye-i insâniyyeye taalluk eder. Ve bu tek netîcenin de yüzer cihetinden ve faydalarından
Lügat: tahassungâh, ferzendâne, cehennem, merhamet, muhabbet, muhterem, pederâne, tahammül, tahassun, zenberek, cereyân, dağdağa, dehş(e), dünyevî, elbette, ferzend, fâka(t), kasavet, melc(e), menfaat, sermedî, sükûnet, taalluk, teessür, dehşet, dürece, endişe, hadsiz, rikkat, çirkin, şefkat, şiddet, ciddî, endiş, haşrî, sinin, süflî, sükûn