Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan (Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Hem meselâ; tabakát-ı ömrü insân i‘tibâriyle, bir insân ana rahminde hayâta mazhar
olur. Gençlik döneminde kemâle erer. Yaşlanır ve ardından vefât eder. Her asırda bir gürûh insân hayâta mazhar olduktan sonra vefât eder, diğer asırda yeni yeni insânlar
vücûda gelir ve bu hâl, insânlık áleminde böyle devâm eder
gider. Demek, günler ve seneler gibi nev-ı insân dahi durmuyor, devâmlı değişiyor.
Hem
meselâ; edvâr-ı ömr-i
álem i‘tibâriyle, semâvât ve Arz’ın
birinci günü dünyânın başlangıç zamânıdır.
Hazret-i Âdem (as)’ın yaratılmasıyla
álem kemâlini bulmuştur.
Ahirzamân Peygamberi (asm)’ın álemi
teşrîf
etmesiyle dünyâ ihtiyârlık
dönemine girmiştir. Kıyâmet hengâmında vefât edecek. Daha sonra Berzah Álemine
intikál edecek. Haşir
sabâhında ise
tekrâr diriltilecektir. Her geceden sonra sabâhı, her kıştan
sonra bahârı
getiren kim ise; haşrin
sabâhını, berzahın bahârını
getirecek de aynı Zât’tır. Kur’ân’ın ma‘nevî bir tefsîri olan “Risâle-i Nûr”
eserlerinde “yevm” ta‘bîriyle haşir rüknü şöyle isbât edilmektedir:
“يَوْم ta‘bîri ise, haşrin vukúunu gösteren
emârelerden birine işârettir. Şöyle ki:
“Sâniye, dakíka, sâat ve
günleri gösteren haftalık bir sâatin millerinden
birisi devrini tamâm ettiği zamân, behemehâl ötekiler
de devirlerini ikmâl edeceklerine kanâat hâsıl olur. Kezâlik, yevm, sene, ömr-i beşer ve ömr-i dünyâ içinde ta‘yîn edilen ma‘nevî millerden birisi
devrini tamâm ettiğinde, ötekilerin de -velev
uzun bir zamândan sonra olsun- devirlerini ikmâl edeceklerine hükmedilir. Ve
kezâ, bir gün veyâ bir sene zarfında vukúa gelen küçük küçük
kıyâmetleri, haşirleri gören bir adam,
saádet-i ebediyyenin -haşrin tulû-ı fecriyle, şahsı bir nev‘ hükmünde olan- insânlara ihsân edileceğine şübhe etmez.
“Evet, haftalık sâate bak. O sâatte sâniyeleri, dakíkaları, sâatleri, günleri sayan ibrelerden ve millerden sâniyeleri sayan ibre, dakíkaları sayan ibrenin hareketini ihbâr ediyor. Dakíkaları sayan ibre, sâatleri sayan ibrenin hareketini i‘lân ediyor. Sâatleri sayan ibre de, günleri gösteren ibrenin hareketini husúle getiriyor ve i‘lâm ediyor. İşte, birincinin hareketinin tamâm olması, ikincisinin de hareketinin tamâm olacağına ve ikincinin tamâm-ı hareket etmesi, üçüncünün de itmâm-ı hareket edeceğine işârettir.
Lügat: ebediyyen, peygamber, hareket, birinc, ediyye, hengâm, dilir, sinin, şübhe