Hüve Nüktesi ve Şerhi
Müellifi: Bedîuzzamân Saîd Nursî / Şerh eden: El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan (Molla Muhammed El-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Cibril-i Emîn (as), Rasûl-i Ekrem (asm) ve bizler هُوَ lâfzını telâffuz ettiğimiz anda o هُوَ lâfzı, hava ile berâber çıkıyor ve o هُوَlâfzı içinde binlerce hava zerrâtı vardır. O hava
zerrâtının her biri, kâinâtın ilk yaratılışından kıyâmete kadar bütün sesleri
ve sûretleri içine almakla berâber; aynı anda almış olduğu sesleri ve sûretleri
izn-i İlâhî ile bütün dünyâdaki hava zerrelerine neşreder. Hem âhizelik hem de
nâkilelik görevini yapar. Ya’nî hem sesleri ve sûretleri alır, hem de almış
olduğu ses ve sûretleri aynı anda âdetâ zamansız diğer hava zerrâtına nakleder.
- İnsanın ağzından çıkan هُوَ kadar havanın her bir zerresinde, o insanın sesi ve sûreti
bulunduğu gibi; ezelden ebede, zerreden
Arşa kadar bütün mevcûdât bir anda sesiyle, şekliyle ve sûretiyle takdîr-i
İlâhî ile o hava zerresinde bulunmaktadır ve bulunabilir. Bu mu’cizâne fiil,
emir ve irâde-i İlâhiye ile oluyor.
- Evet her bir hava zerresi, bütün dünyâdaki konuşmaları bir anda alır
muhâfaza eder; hem de alıp hıfzettiği ses ve sûretleri bir anda bütün hava
zerrâtına aynı anda nakleder. Bir tek hava zerresi bu hârikà vazîfeyi yapıyor.
Dünyâda bulunan bütün insanlar nerede ne konuşursa, hepsini bir anda bir tek
hava zerresi hıfzediyor. İnsanın ağzından هُوَ lâfzı ile çıkan hava
zerrelerinin her biri, hem onun şeklini ve sûretini, hem kâinâttaki bütün ses
ve sûretleri alır; hem de aldığı ses ve sûretleri bir anda bütün hava
zerrelerine nakledip bütün dünyâya verir. Bütün bunları görüp anladıktan sonra –fiil
fâilsiz olmadığından- bu hârikà fiilleri,
ister istemez birine vermek zarûreti hâsıl olur:
- Ya denilecek ki, هُوَ lâfzı ile çıkan havanın her bir zerresinde küçücük mikyâsta
bütün dünyâda mevcûd radyo, televizyon, telsiz ve telefonların merkezleri,
santralleri vardır.
- Veyâ denilecek ki; o هُوَ lâfzı ile çıkan havanın her bir zerresinin bütün telefoncular, telgrafçılar, radyo ve televizyoncular kadar bir
Müellifi: Bedîuzzamân Saîd Nursî / Şerh eden: El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan (Molla Muhammed El-Kersî)