Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
Müellif: Bedîuzzaman Saîd Nursî Şârih: Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
“El-Amân,
el-Amân! Yâ Rahmân! Yâ Hannân! Yâ Mennân! Yâ Deyyân! Beni çirkin günâhlarımın
arkadaşlıklarından kurtar, yerimi genişlettir. İlâhî! Senin
rahmetin melceimdir ve Rahmeten li’l-Álemîn olan Habîb’in Senin rahmetine yetişmek için vesîlemdir. Senden şekvâ değil, belki nefsimi ve hâlimi
Sana şekvâ
ediyorum.
İkinci esâs: Asrın Ölümünü Görmektir.
Râbıta-i mevtte, kendi ölümünü gördükten sonra ikinci
esâs, asrının ölümünü görmektir.
Evet, insân, nefsi ve şahsıyyeti i’tibâriyle fânî olduğu ve dolayısıyla kendi hayâtıyla alâkadâr olan husúsí dünyâsı da fânî olduğu gibi; nev’ i’tibâriyle dahi fânîdir. Her kişi, insân nev’ıne áid bir ferd olduğu cihetle, kendi ölümünü gördüğü gibi; fikren biraz daha ileri gidip mensûbu bulunduğu nev-ı insânın ve o nev-ı insânın hayâtıyla alâkadâr olan asrının ölümünü de müşâhede edebilir. Her insân için
cârî olan mevt kánûnu, nev-ı insân ve nev-ı insânın hayâtıyla alâkadâr olan her bir asır hakkında da cârîdir.
Evet, Cenâb-ı Hak, her asırda yeni bir Álemi yaratmakta ve bir kısım táife-i mahlûkátını göndererek âsâr-ı san’atını gösterip esmâ-i hüsnâsının tâze tâze cilvelerini göstermektedir. Cenâb-ı Hak, her bir asrı da insân nev’ıne rabt etmiş ve onunla alâkadâr kılmıştır. Ádetâ her bir asrı, âhiret ticâreti ve zirâati için şu dünyâya gönderilen ve imtihâna tâbi’ tutulan nev-ı insânın bir táifesi için, bir
Lügat: kurt(a), melc(e), dergâh, fikren, gönder, hadsiz, seyyid, âhiret, çirkin, âhire