Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
Müellif: Bedîuzzaman Saîd Nursî Şârih: Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
“Demek, tesbîhât-ı salâtiyyenin çok ehemmiyyeti var.” [172]
Metinde geçen “namâz
tesbîhâtı”
ta’bîrinden murâd; hem kısa, hem de uzun tesbîhât
olabilir. Asıl olan, sünnette beyân edilen namâz
sonundaki tesbîhâttır. Bu, umûmîdir. Uzun tesbîhât ise, husúsídir,
umûma mal edilemez. Çünkü, o, Risâle-i Nûr talebelerinin evrâdıdır.
Bir gün Hacı Hulûsî Bey merhûmun yanına gitmiştim. Bana sordu: “Sen Muş’ta câmide uzun tesbîhâtı yapıyor musun?” Ben, “Hayır,
efendim” dedim. Dedi ki: “Ben Van’a gittim, câmide
umûmî olarak uzun tesbîhâtı
yapıyorlardı.” Ben, “Efendim! Biz onu yapamayız” dedim. Bunun üzerine HacıHulûsî Bey, “Üstâd
Hazretleri, o tesbîhâtı
umûm için toplamamış. Bu iş isábetli bir iş değil. Bu tesbîhât yazılırken de benim re’yimle olmadı. Müsâade olmadı, sormadan yapıldı” dedi.
Müellif (ra), bundan sonra dört hatveyi kısaca îzáh etmektedir. Şu gelecek dört hatve, buraya kadar anlatılan “acz, fakr, şefkat ve tefekkür” esâslarından farklı bir şey olduğu zannedilmesin. Belki bu esâsların menbaı, bu hatvelerdir. Ya’nî, her bir hatve, bu esâslardan birisidir. Her bir hatve dahi zikredilecek âyetlerin işâretinden iktibâs edilmiştir. Ya’nî, herbir hatvenin başında zikredilen âyet-i kerîme, doğrudan doğruya sarîh ma’nâyla bu “acz, fakr, şefkat ve tefekkür” esâslarını ifâde etmiyor; fakat ma’nâ-i sarîhinin tabakátından olan ma’nâ-yı işârî ile bu esâsları ders veriyor. Bu dört hatvenin her birinde “acz, fakr, şefkat ve tefekkür” esâsları berâberce bulunmakla berâber hássaten biri asıl, diğer üçü tebeídir. Birinci hatvede “acz”; ikinci hatvede “fakr”; üçüncü hatvede “şefkat” (ta’bîr-i diğerle şevk); dördüncü hatvede ise “tefekkür” (ta’bîr-i diğerle şükür) anlatılmaktadır. Hatveler îzáh edilirken bunlar da îzáh edilecektir.
Lügat: tefekkür, birinc, efendi, sünnet, şefkat, dilir