Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
edip der ki: “Afvını iste ki; Ben de seni afv
edeyim ve sana hayır ve fethi müyesser kılayım.”
Demek, fetih ve nusret, istiğfâra bağlıdır. Duálar da ancak istiğfârdan sonra makbûl olur. Bu sebeble, duáya istiğfâr ile başlamak, bu vesîleyle ma‘nen
temizlenmek sünnettir. Günâhlar ve kusúrât ise, belâ ve musíbetin celbine
sebebdir. Gelecek âyet-i kerîme, bu ma‘nâyı ifâde etmektedir:
وَمَٓا اَصَابَكُمْ
مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍ
Metinde geçen “İbâdetin ma‘nâsı şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde abd, kendi kusúrunu ve acz ve fakrını görüp kemâl-i rubûbiyyetin
ve kudret-i Samedâniyyenin ve rahmet-i İlâhiyyenin
önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir”
cümlesinin daha iyi anlaşılması için bu cümlede geçen “rubûbiyyet” kelimesinin ta‘rîfini
yapmak gerekir. Rubûbiyyet;
اِبْلَاغُ الشَّيْءِ اِلٰى كَمَالِهِ شَيْئًا فَشَيْئًا Ya‘nî: “Rubûbiyyet, her şeyi yavaş yavaş kemâline kavuşturmaktır.” Şu kâinâtın Hálık’ı, Rabbü’l-Álemîn’dir. Her şeyi bi’z-zât Kendisi halk ve
Lügat: muhabbet, udre(t), dergâh, kelime, sünnet, âhiret, sinin, âhire