Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
ve millerden sâniyeleri sayan ibre,
dakíkaları sayan ibrenin hareketini ihbâr ediyor. Dakíkaları sayan ibre, sâatleri sayan ibrenin
hareketini i‘lân ediyor. Sâatleri sayan ibre de, günleri gösteren ibrenin hareketini
husúle getiriyor ve i‘lâm ediyor. İşte, birincinin hareketinin tamâm olması, ikincisinin de hareketinin tamâm olacağına ve ikincinin tamâm-ı hareket etmesi, üçüncünün de itmâm-ı hareket edeceğine işârettir.
“Kezâlik, Sáni-ı Hakîm’in kâinât denilen büyük bir sâati
vardır. Bu sâatin milleri, feleklerin çeşit çeşit deverânından ibârettir.
Nasıl ki; sâniyelerden sonra dakíka, dakíkalardan sonra sâat, sâatlerden sonra gün, günlerden sonra hafta meydâna gelir. Aynen öyle de, Cenâb-ı Hakk’ın bir sâat-ı kübrâsı hükmünde olan şu álem-i dünyânın sâniyesi hükmünde olan gece ve gündüzden sonra dakíkası hükmünde olan seneler; senelerden sonra sâatleri hükmünde olan tabakát-ı ömr-i insân; tabakát-ı ömr-i insândan sonra da günleri hükmünde olan edvâr-ı ömr-i álem meydâna gelir. Bütün bunlar biribirine bakarlar, biribirinin misâlidirler, biribirinin hükmündedirler ve biribirini hátırlatırlar. Her günün, her senenin, her insânın ömrü nihâyet bulduğu gibi; bir gün gelecek, bu álemin ömrü dahi nihâyet bulacaktır. Her geceden sonra bir sabâh, her kıştan sonra bir
Lügat: binâenaleyh, hareket, binâen, birinc, sinin