Tesettür Risalesi'nin Şerhi
Müellif: Bediuzzaman Said Nursi Şârih: Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Hulâsa; kocanın, eşi üzerindeki hakları çoktur. Onların mühimmi iki şeydir:
a) Nâmûsunu korumak ve tesettüre riáyet etmek.
b) İhtiyâcın háricinde bulunan şeylerin istemesini terk etmek; ve kocasının kazancı harâm olduğu takdîrde, onu yemekten sakınmaktır.
Evet, selef-i sálihîn devrinde kadınların ádeti şöyle idi: Kişi, evinden çıktığı zamân, hánımı veyâ kızı arkasından şöyle haykırırdı: “Harâm kazançtan sakın. Zîrâ, biz açlıkla fakírlik üzerinde sabredebiliriz, fakat âteş üzerinde sabredemeyiz!”
Seleften bir kişi sefere çıkmak ister. Komşuları onun sefere gitmesini hóş görmediler. Bundan ötürü hánımına, “Neden onun sana herhangi bir nafaka bırakmadan sefere çıkmasına râzı olursun?” diyerek kınadılar. Kadın şu cevâbı verdi: “Ben kocamı tanıdığım zamândan beri yiyici olarak tanımışım. Onu rızık verici olarak tanımış değilim. Benim rızık verici bir Rabbim vardır. Yiyici gidiyor, rızık verici ise kalıyor.”
Cenâb-ı Hak cümlemizi bu dehşetli asrın câzibedâr fitnesinden muhâfaza eylesin, âmîn.