Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
Molla Muhammed El-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
esmânın birer birer muktezâsı vardır.) Her bir ism-i İlâhî’nin ayrı ayrı muktezâsı vardır. Meselâ; esmâ-i hüsnâdan Celîl, Kahhâr, Mümît isimleri geceyi, kışı ve vefâtı ister. Hayy, Muhyî, Kerîm ve Rahîm isimleri ise, hayâtı ve lütfu ister. İşte böyle esmâ-i hüsnânın muktezâlarının izhârı için mevcûdât-ı âlem, hâlden hâle, tavırdan tavra geçiyor, tebeddül ve teğayyüre ma’rûz kalıyor.
Demek her bir mevcûd, hem tesbîhât-ı Rabbâniyyeyi i’lân eder, hem de muktezeyât-ı esmâyı izhâr eder. Her bir hâlinde ayrı bir tesbîhi yapar, ayrı bir ismin muktezâsını izhâr eder. Meselâ; Mümît isminin muktezâsı ölüm, Muhyî isminin muktezâsı hayât, Latîf isminin muktezâsı lûtfetmek, Rezzâk isminin muktezâsı rızık vermek, Rahîm isminin muktezâsı şefkat etmek, Kahhâr isminin şe’ni ve muktezâsı, belâ ve musîbete dûçâr etmek, Afuvv ve Gafûr isimlerinin muktezâsı, günâhları afv ve mağfiret etmektir. Ve hâkezâ her bir ismin ayrı ayrı muktezâsı vardır. Bu isimlerin tecelliyyâtına –hâşâ- kim engel olabilir?
Suâl: Mevcûdât, bu isimlerin tecelliyyâtını hem Cenâb-ı Hakk’a, hem de zîşuùra mı izhâr etmektedir?
Cevâb: Evet.
Suâl: Mevcûdât-ı âlem,
esmâ-i İlâhiyyenin muktezâsını ne şekilde gösteriyor?
Cevâb: Meselâ; mevcûdât ölümleriyle Mumît ismini, hayâtlarıyla Muhyî ismini hem Cenâb-ı Hakk’ın nazarına, hem de zîşuùrun enzârına arzederler. Ya’nî Cenâb-ı Hak, bizzât kendisi mevcûdât âyinelerinde görünen tecelliyyât-ı esmâsını seyreder. Hem de zîşuùr olanlar, o esmânın tecelliyyâtını seyrederler. Onun için mevcûdât-ı âlemin mevt ve adem, zevâl ve firâk, belâ ve musîbet ile hâlden hâle, tavırdan tavra geçmesi, esmâ-i İlâhiyyenin muktezâsıdır. Demek bu tebeddülât ve teğayyürât, muktezeyât-ı esmâdır. Esmâ-i İlâhiyyenin kendisi, bunu istiyor. Cenâb-ı Hak da o esmânın muktezeyâtını yerine getiriyor.
(İşte herbir zîhayât, hayâtıyla ve vücûduyla o esmânın muktezâsını göstermekle berâber, cihâzâtı adedince Sâni’-ı Hakîm’e tesbîhât yapıyorlar.) Her bir zîhayât, en az yirmi esmâ-i İlâhiyyeyi zâhiren gösterir. Husûsan insân, bin bir ism-i İlâhî’nin âyinesidir ve o esmânın muktezâsını gösterir. İnsân, hem bütün âlemin hulâsâsıdır. Hem de bütün âleme sığışmayan kudret-i rabbâniyyenin tecellîgâhıdır. İnsân,
Lügat: tebeddülât, tebeddül, udre(t), zâhiren, şefkat, âhire, şekil