Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
Molla Muhammed El-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
sebebiyle
Cehennem’deki bu azâba müstehak olduklarını anlayıp bir daha dünyâya
gönderilmeyi ve orada sâlih amel işlemeyi taleb ederler. Ancak onların bu
talebleri reddedilecektir.[
Hem ayrıca Cehennem ehlinin dünyâda yaptıkları kötü
amelleri ve bâtıl düşünceleri Cehennem’de tecessüm eder, onunla cezâlandırılırlar.
Şöyle ki; onların kötü fiil ve sözleri, Cehennem’de zakkùm-i
Cehennem’e, yılan ve akreb gibi hayvânât-ı muzırraya inkılâb eder. Şirk gibi
bâtıl düşünceleri ise, Cehennem ateşine inkılâb eder ve onunla ta’zîb
olunurlar. “Cehennem’de ateş yoktur.
İnsân ateşini dünyâdan götürür.” diyorlar. Evet, bu söz doğrudur. Zîrâ insânı
bu cezâya müstahak eden, insânın bizzât kendi irâdesiyle işlemiş olduğu şer
amelidir. Meselâ; yetîm malını yiyen bir kimsenin karnı, cezâ olarak ateşle
doldurulur.
Dördüncüsü: Levh-i Mahfûz’dur. Bu kâinâtta cereyân eden her hâdise, bâhusûs cin ve insin iyi ve kötü her ameli, Levh-i Mahfûz’a geçer, orada hem yazı, hem de şekil olarak kaydedilir. Levh-i Mahfûz, bütün âleme muhât bir kamera gibidir. Bütün âlem, onun altında kalıyor. Levh-i Mahfûz, nûrdur. Mevcûdât, vücûda gelmeden evvel orada kayıtlı olduğu gibi; vücûda geldiğinde ve vücûddan gittiğinde dahi orada kaydedilir. Müellif (ra) bu konuyla alâkalı olarak şöyle buyuruyor:
“Bütün eşyâ, bütün
ahvâliyle vücûda gelmeden ve geldikten sonra ve gittikten sonra yazılıdır ve
yazılır ve yazılıyor.”
Mevcûdât-ı âlemin maddî sûretleri, bâhusûs cin ve insin amelleri, sinema levhaları sûretinde Levh-i Mahfûz’a geçtiği gibi; her şeyin, bâhusûs cin ve insin amellerinin hakìkati de Levh-i Mahfûz’a geçmekte, orada yansımaktadır. Kısaca; her şeyin hem maddî şekli, hem de ma’nevî şekli orada kaydedilmektedir. Meselâ; bir insân küfre girse, bu adamın hem maddî şekli, Levh-i Mahfûz’da aynen kaydedilir. Hem de ma’nevî şekli, Levh-i Mahfûz’da siyah bir kömür gibi kaydedilir. Zîrâ o andaki hâli odur. Hem meselâ; bir adam gıybet etti. O adamın gıybet ettiği maddî şekli Levh-i Mahfûz’a geçtiği gibi; ma’nevî şekli de pis kokulu, murdar bir eti yiyen bir canavar olarak Levh-i Mahfûz’a geçer. Hîlekâr adam orada