Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
Molla Muhammed El-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
mu’cizeleriyle göstererek zîhayâtların kafalarında birer fonoğraf, birer fotoğraf, birer telgraf gibi çok makineleri, hattâ en küçük bir kafada dahi yapmakla berâber her bir insân kafasına, değil yalnız plâksız fonoğraf, birer âyinesiz fotoğraf, bir telsiz telgraf, belki bunlardan yirmi def’a daha hârika, her insânın kafasında öyle bir makineyi yapmaktan ve istediği tarzda işleyip netîceleri vermekten gelen iftihâr-ı kudsî ve memnûniyyet-i mukaddese gibi ma’nâları ve rubûbiyyetin bu nev’inden olan ulvî şuùnâtı; elbette ve herhalde bu faâliyyet-i dâimeyi istilzam eder.
Hem meselâ bir hükümdar-ı Âdil, ihkâk-ı hak için mazlûmların hakkını zâlimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhâfaza etmekle ve herkese müstehak olduğu hakkı vermekle lezzet alması, iftihâr etmesi, memnûn olması; hükümdarlığın ve adâletin bir kàide-i esâsiyesi olduğundan, elbette Hâkim-i Hakîm, Adl-i Âdil olan Zât-ı Hayy-ı Kayyûm’un bütün mahlûkàtına, husûsan zîhayâtlara “hukùk-i hayât” ta’bîr edilen şerâit-i hayâtiyyeyi vermekle.. ve hayâtlarını muhâfaza için onlara cihâzât ihsân etmekle.. ve zaîfleri kavîlerin şerrinden Rahîmane himâye etmekle.. ve umûm zîhayâtlarda bu dünyâda ihkâk-ı hak etmek nev’i tamâmen ve haksızlara cezâ vermek nev’i ise kısmen sırr-ı adâletin icrâsından olmakla.. ve bilhassa mahkeme-i kübrâ-yı haşirde adâlet-i ekberin tecellîsinden hâsıl olan ve ta’bîrinde âciz olduğumuz şuùnât-ı Rabbâniyye ve maânî-i kudsiyyedir ki, kâinâtta bu faâliyyet-i dâimeyi iktizâ ediyor.
İşte bu üç misâl gibi; esmâ-i hüsnânın umûmunda, herbirisi
bu faâliyyet-i dâimede böyle kudsî ba’zı şuùnât-ı İlâhiyyeye medâr
olduklarından, hallâkıyyet-i dâimeyi iktizâ ederler. Hem mâdem her kàbiliyyet,
her bir isti’dâd, inbisât ve inkişâf edip semere vermekle bir ferâhlık, bir
genişlik, bir lezzet verir.. Hem mâdem her vazîfedâr, vazîfesini yapmak ve
bitirmekle, vazîfesinden terhîsinde büyük bir râhatlık, bir memnûniyyet
hisseder.. Ve mâdem bir tek tohumdan birçok meyveleri almak ve bir dirhemden
yüz dirhem kâr kazanmak, sâhiblerine çok sevinçli bir hâlettir, bir ticârettir.
Elbette bütün mahlûkàttaki hadsiz isti’dâdları inkişâf ettiren ve bütün
mahlûkàtını kıymetdâr vazîfelerde istihdâm ettikten sonra terakkìvârî terhîs
ettiren, ya’nî unsûrları, ma’denler mertebesine; ma’denleri, nebâtlar hayâtına;
nebâtları, rızık vâsıtasıyla hayvânların derece-i hayâtına; ve hayvânları
insânların şuùrkârâne olan yüksek hayâtına çıkarıyor.