Mektûbât-ı Hulûsıyye-1
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
yoktur, fâide de vardır.
Fakat, “Târîhçe-i
Hayât”, îmân-ı tahkíkí dersleri olup, Kur’ân’ın bu
marîz asrın hasta unsuruna (İslâm milletine) ve alîl Müslim ferdlerine hem
şâfî, hem vâfi Nûr
Külliyyâtı’ndan ma‘dûd değildir. Bu noktada tercîh hakkı,
Külliyyât’ındır.
Sâlisen: Lâhika mektûblarının umûmu, “27. Mektûb”un
lâhikasıdır. “27. Mektûb”
ise, bu fakírin mebde-i hizmetteki gáyet basît ve sönük, fakat ihlâslı bir kaç intıbâı ile, Üstâd’ın “Hulûsí-i Sânî”
dediği Bedre’li El-Hâc Hoca Sabri (ra)’nün yazılarıdır. Ondan sonra lâhika mektûbları çoğalmış, mecmûalar teşkîl edecek hâle gelmiştir. Bu mektûblar, şâkirdlere áiddir. Bunları, “Mektûbât-ı Nûr” ile bir seviyede tutmak
muvâfık olmaz. Çünkü, “Mektûbât-ı Nûr”, şâkirdlerin suâllerine veyâ mukadder suâllere cevâblar mâhiyyetindedir.
Lâhika Mektûbları ise, şâkirdlerin eserler hakkındaki intıbâ‘larıdır. “Mektûbât-ı Nûr”, sâilleri cevâb-ı savâb ile memnûn eder. Çok hakíkatları da tazammun eder. Umûma da menfaatli dersler olup Külliyyât-ı Nûr şeceresinin münevver
meyvelerini teşkîl eden çok ehemmiyyetli
dallarıdırlar.
Râbian: Áciz şahsım ve nâ-çîz hizmetim hakkında nereden ve kimden gelirse gelsin, medihlere sáhib çıkmak haddim ve hakkım değildir. Şahsıma áid kusúrlarımı da hîç kimsenin ale’l-ámiyâne taklîde, tenkíde kalkışmaya hakkı olmadığı gibi; pür-kusúr bir bî-çâreyi hatá etmez telakkí etmeleri de hîç bir akıl tarafından kabûl edilemez.
Hámisen: Üstâd’ın ders okumak ve okutmak husúsundaki usûlünü ileri sürerek, bizim ders ve sohbet ve müzâkere usûlümüzü, ona uymadığı için kabûle yanaşmamak istiyor