Mektûbât-ı Hulûsıyye-1
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Râbian: Bizlerden uzak olarak bir
bayram daha geçirdiğinizi yazmakla bir hüzün ve
firâkı ifâde ediyorsunuz. Zannederim evvelki mektûbda merhûm Üstâdın: “Hális ve lillâh
için
münâsebet ve uhuvvet, zamân ve mekânla mukayyed
olmaz. İki hakíkatli dost için bir şehir, bir memleket, küre-i
Arz, dünyâ
belki álem-i vücûd bir meclis hükmündedir. Böyle dostluk ve kardeşliğin firâkı yok, hep visâldir. Fânî, mecâzî, dünyevî dostlukların sáhibleri firâkı düşünsün. İki hakíkí dost, hátıralarını anmak ve dergâh-ı İlâhîye el açtıklarında biribirlerini súreten, hayâlen görebilirler. Merâtib-i dünyâ
hakíkatte pek ehemmiyyetsizdir. Mertebesini, hakíkí
güzel hizmete
medâr edenlerin minnet ve zillete girmemek şartıyla terakkíleri hóştur.”
Üstâd’ın
mektûbu devâm etmekte, şöyle not düşülmekte:
“İman ve Kur’ân hizmetinde bulunanlara háricî
hücûmlar karşısında gelecek fıkra fâideli görülmüştür. Şöyle ki:
“Hakíkate ermiş ve ondaki hakíkí tesellî ve sevinci bulmuş olanlara îmânî ve Kur’ânî hakíkatlerin, Sûre-i Asr’daki
وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ hükmüne uyarak, ‘Nefsine
ve dinleyen olursa onlara duyurulmasına karşı ehl-i dalâletin, şeytánların desîseleri ile tehâcümüne
ve bundan gelen müşkillerle gam ve kederlere
karşı sabır ve metânet et, mahzûn olup merâk etme’ demeye ihtiyâc hissedilmez. Zîrâ,
hıfz-ı Kur’ân,
her müşkilâta gálib ve lezzet-i
hizmet-i îmâniyye her kederi unutturacağından, teşcî‘ ve teşvîke lüzûm görülmez.”
İnşâelláh aramızdaki muhabbet ve uhuvvet münâsebeti
bu nev‘ídendir. Öyle ise firâkımız yoktur.
Hámisen: Bir yakınınızın acıklı hâline üzüldüm. Elláh hidâyet etsin. Şefkat tokadı, uyanacağının müjdesidir, diyorum.
Lügat: ehl-i dalâlet, memleket, muhabbet, mukayyed, dünyevî, mertebe, uhuvvet, dergâh, hizmet, meclis, minnet, zillet, fâide, şehir