Mektûbât-ı Hulûsıyye-1
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Suâller ve Karşılıkları:
Birinci Suâliniz: “Âdem (as)’ın
neslindeniz ve Hazret-i İbrâhîm
Peygamberin milletindeniz” diyoruz. Âdem (as)’ın neslinden, ammâ diğer peygamberlerin milletinden olmadığımız ne ma‘lûm? Neden?
Elcevâb: Âdem (as)’ın zürriyyetinden olduğumuz, insânın yaradılışı hakkındaki وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَن۪ٓي اٰدَمَ (İsrâ Sûresi, 17:70) يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ (A‘râf, 7:31) gibi âyetler, insân nev‘ınin Âdem (as)’dan geldiğini göstermektedir. Enbiyâ târîhi gösteriyor ki; peygamberler kendi kavimlerinin peygamberi olarak gönderilmişler. Bir asırda müteaddid peygamberler bulunmuş ve her biri kendi kavimlerini irşâda me’mûr olunmuşlardır. Âdemoğulları çoğaldıkça şu‘belere, kavim ve kabîlelere ayrılmışlardır. Meselâ; iki kardeşin bir ana babadan dünyâya geldikleri hâlde, her birinin nesli ayrılmış. Bu ayrılıştan bir kaç yüz sene sonra gelen evlâdlarını şecere ile tâ baştaki iki kardeşe kadar götürmek pek müşkildir. Nitekim, bir elma çekirdeği, meyveli büyük bir elma ağacı olması, elbet bu ağaç ömrü boyunca dal, budak, meyve ve çiçekleri ile hep o çekirdekten hayâtını almıştır. Fakat, bu elma ağacının ba‘zan dalları kırılır, budanır, bodur kalır. Ba‘zan dalları çok şu‘belere ayrılır. Onlarda da ayrı ayrı kader tecellîsi olur.
İşte bu ağacın çekirdeği Âdem (as), dalları ve meyveleri evlâdları demektir. Her dalın meyve verişi ayrı ayrı olur. Ba‘zan dallar kurur, budanır, kırılır, kesilir. Bu tasavvur edilen beşer ağacının en devâmlı ve kökü ile münâsebeti kesilmeyen, ádetâ cesede göre rûhu mesâbesinde bulunan bir mübârek dalı da Hazret-i Peygamber (asm) ve âlini netîce veren daldır ki; bu