Mektûbât-ı Hulûsıyye-1
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
sohbet üzerinde mutábık kaldık. Benim arkadaşlardan istediğim,
günde
hîç olmazsa beni dikkatli okutup, bir araya
geldiğimiz zamân istifâdelerin ve tereddüdlerin izhârına imkân hâzırlamasıdır. Bu hafta maalesef okumamışlardı. Aynı husúsu orada da tavsıyeye lâyık görürüm. Yoksa, bir kişinin inhisârındaki okuyup anlatmak ısrarlı dinleyicilerde başka bir kanâat hâsıl ediyor? Fâideli olmuyor. Ve’s-selâm.
Sâdisen: Merhûm Üstâd’ın otuz iki sene evvel yazdığı bir mektûbda, bildiğiniz derslere ulûm-i îmâniyye demekte ve ulûm-i îmâniyyeyi, insân
yalnız kendi nefsine dinlettirse yeter. Bu dersi yalnız insânlar değil, Cenâb-ı Hakk’ın şuúrlu bir çok mahlûkları var ki;
böyle
îmânî
hakíkatleri dinlemekten çok zevk alırlar. Mütefekkirâne sohbet-i îmâniyye Arz’ın
ma‘nevî zîneti ve medâr-ı şerefi olduğuna işâreten bir zât Fârisî lisânla
söylediği hakíkatli sözün Türkçesi: “Semâvât, zemîne gıbta eder ki; zemînde hálisen lillâh sohbet, zikir ve fikir ve
tefekkür için bir iki adam, bir iki dakíka berâber oturup Hálık’ın çok güzel rahmet eserlerini birbirlerine
göstererek Sáni‘lerini
sevip sevdirir, düşünüp
düşündürürler.” İlim iki kısımdır. Bir nev‘ı; bir def‘a bilinse ve bir-iki def‘a
düşünülse
yeter. Diğer kısmı; ekmek ve su gibi her
vakit insân onu düşünmeğe muhtâc olur. “Bir def‘a anladım, yeter” diyemez. Îmânî ilimler bu
kısımdandır.
Seyâhatime gelince, niyyetim
var. Elláh kolaylık nasíb eder. Zamânı ta‘yîne şimdiden imkân göremiyorum.
Elláh nasíb ederse, O’ndan gelene de râzıyız.
Hulûsí YAHYÂGİL
Lügat: tefekkür, tereddüd, atim(e), dikkat, hatime, fâide, imkân, istif