Mektûbât-ı Hulûsıyye-1
El-Hâc Molla Muhammed Ali Doğan
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ
وَ بَرَكَاتُهُ
Kardeşim Nazíf!
Mektûbunuzun cevâbı çok
te’híre uğradı, kusúra bakmayın.
Suâl: “Münâzarât”ın 80. Sayfasında, “İkincisi:
Zekâttır. Zîrâ, biz, hem Hanefî, hem Şâfiíyiz. Bir zamândan sonra o medresetü’z-zehrâ, İslâmiyyete ve insâniyyete göstereceği
hizmetle, şübhesiz bir kısım zekâtı bi’l-istihkák kendine münhasır edecektir. Bâ-husús zekâtın zekâtı da olsa kâfîdir” denilmektedir.
a) “Biz hem Hanefî ve hem de Şâfií’yiz” demekle, her iki
mezhebin hükümlerini tatbîk edebiliriz mi demektir?
b) Bu duruma göre, açılmış bulunan dershánelere zekât verebilir miyiz? Bu dershánelerde hâli
vakti yerinde olanlar olduğu gibi fakír olanlar da vardır.
Cevâb: a) Suâlinizin cevâbı, metindeki sarâhatta zikredilmiştir. İki mezheb, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâattendir. Mezheblerdeki ihtilâf, zekât gibi esâs rükünlerde değil, belki teferruáttadır. Meselâ: Mezheb-i Hanefî, zekâtı münhasıran fakír-i müslime verir. Şâfií, ilim tahsíli ile uğraşanlara tahsís eder. Hanefî de ilim tahsíli ile meşgúl olanlara bu yardımı câiz görür. Buradan da anlaşılıyor ki; zekâtı ehliyyet bakımından fakír-i müslim ile ilimle iştigál edenler, iki mezhebce zekâta ehil olarak gösteriliyorlar.
b) İlim ikidir. Birisi: Bilinen dünyevî işlere medâr ulûm ve fünûndur. Diğeri de tefekkür-i îmânîye dayanan derslerdir. Her sâati en az bir sene ibâdet hükmüne getiren tefekkür-i