Nüzûl-i Ísâ (as)
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
BEŞİNCİ ÂYET:
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُجَادِلُونَ ف۪ى اٰيَاتِ اللّٰهِ بِغَيْرِ سُلْطَانٍ اَتٰيهُمْ اِنْ ف۪ى صُدُورِهِمْ اِلَّا كِبْرٌ مَا هُمْ بِبَالِغ۪يهِ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ
“Şübhe yok: O kimseler ki, kendilerine gelmiş kesin bir delîl olmaksızın Elláh’ın âyetleri hakkında mücâdelede bulunurlar. Onların kalblerinde aslâ yetişemeyecekleri kibirden başka bir şey yoktur. Sen hemen Elláh’a sığın. Şübhesiz O bi-hakkın işiten ve görendir.”[408]
Bu
âyet-i kerîmenin dört cümlesi, ebced hesâbıyla
dahi asrımıza bakıp bu asır insânlarına tesellî ve müjde veriyor. Şöyle ki:
Birinci Cümle: الَّذ۪ينَ يُجَادِلُونَ ف۪ى اٰيَاتِ اللّٰهِ
cümlesidir. Bu cümle:
Şeddeler sayılmazsa Hicrî (1435) eder. Hemzeler sayılmazsa (1434) veyâ (1433) eder.
Şeddeli ل sayılsa Hicrî (1465) eder. Hemzeler sayılmazsa (1464) veyâ (1463)
eder.
Şeddeler sayılsa Hicrî (1495) eder. Hemzeler sayılmazsa (1494) veyâ (1493)
eder.
Elláhu a‘lem! Bu târîhler, kat‘ıyyeti ifâde etmemekle berâber, yaklaşık olarak Elláh’ın âyetleriyle mücâdele eden