Nüzûl-i Ísâ (as)
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
38) Abdurahmân bin Semûre (ra) anlatıyor: “Mûte gününde Hálid bin Velîd (ra), beni Elláh’ın Resûlüne müjdeci olarak gönderdi. Ben Resûlülláh’ın yanına vardım. Resûlülláh (asm): ‘Ey Abdurrahmân! Sen dur, ben sana haber vereyim. Bayrağı Zeyd bin Hârise aldı. Savaştı ve öldürüldü. Elláh Zeyd’e rahmet eylesin. Sonra Ca‘fer aldı, savaştı ve öldürüldü. Elláh ona da rahmet eylesin. Sonra Abdulláh bin Revâha aldı. O da savaştı ve öldürüldü. Elláh ona da rahmet eylesin. Sonra bayrağı Hálid aldı. Elláh, Hálid’e fethi nasîb etti. Hálid, Elláh’ın kılıçlarından bir kılıçtır.’ Elláh Resûlü’nün ashâbı bu olaya karşı dayanamayıp ağladılar. Elláh Resûlü (asm) buyurdular ki: ‘Sizi ağlatan nedir?’ Onlar, ‘Biz nasıl ağlamayalım? Zîrâ, iyilerimiz ve eşrâfımız öldürüldüler’ dediler. Peygamberimiz (asm), ‘Ağlamayınız!’ buyurdular ve devâmla: ‘Benim ümmetimin mes’elesi bir bahçeye benzer ki, sáhibi ona bakım yaparak hurma ağaçlarının aşağı sarkan dallarını budadı, yerlerini hâzırladı (toprağı kabarttı), kuru dallarını kesti. Böylece o bahçe, bir sene bir cemâati yedirdi. Sonra başka bir sene başka bir topluluğu yedirdi. Daha sonraki sene de diğer bir kısım insânları yedirdi. Umulur ki, bu durumda o bahçenin en son mahsúlü, salkımı en iyi, dalı en uzun olanıdır. Beni hak Peygamber olarak gönderen Elláh’a yemîn ederim ki; elbette Meryem’in oğlu Ísâ (as) benim ümmetimden, havârîlerine halef bulacaktır.’