Nüzûl-i Ísâ (as)
Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Birinci te’vîle göre âyet-i
kerîmenin meâli:
“Yeryüzünde şirk ve küfür kalmayıp, ibâdetler yalnız Elláh’a hális olup, dîn-i İslâm’dan gayrı bir dîn kalmayıncaya kadar küffâr ile harb edin. Eğer onlar şirk ve küfürden vaz geçip, İslâmı kabûl ederlerse, muhakkak
Elláh, onların amellerini görür ve hayırlarının mükâfâtını verir.”
İkinci te’vîle göre âyet-i
kerîmenin meâli:
Bu âyet-i kerîme, yeryüzünde şirk ve küfrün kalmayıp ibâdetlerin yalnız Elláh’a hális olacağı; dîn-i İslâm’dan gayrı bir dîn kalmayacağı; mü’minlerin, küffârın hakáretinden ve zillete ma‘rûz kalmaktan kurtulup kâfirlere galebe edeceği; dîn-i Hak olan İslâm’ın bütün ahkâmıyla cihâna hâkim olacağı bir zamâna kadar kâfirlerle savaşmayı emr etmektedir. Her ne kadar Asr-ı Saádet’ten bu güne kadar İslâm ordusu kâfirlerle cihâd etmişse de, bu netîceye ulaşamamıştır. Mâdem bugüne kadar yeryüzü tamâmen şirk ve küfürden temizlenmedi; İslâm dîni beşer tarafından bütün ahkâmıyla icrâ ve tatbîk edilmekle cihâna hâkim kılınmak súretiyle yalnız Elláh’a hás olmadı; dîn-i Hak olan İslâm’ın dışındaki bâtıl ve muharref dînler tamâmen ortadan kalkmadı. O hâlde, âyet-i kerîmede ihbâr-ı bi’l-gayb nev‘ınden haber verilen İslâmiyyetin cihânşümûl bu