Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
Müellif: Bedîuzzaman Saîd Nursî Şârih: Muhammed Doğan (Molla Muhammed el-Kersî)
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
“Abdulláh der ki: Ben işi zorlaştırdım, zorluğa uğradım. Sonra ben, ‘Yâ Resûlelláh! Ben kendimde güç ve kuvvet buluyorum’ dedim. Buyurdular ki: ‘O hâlde, Elláh’ın Nebîsi Dâvûd (as)’ın orucunu tut, daha fazlasını yapma.’ ‘Dâvûd (as)’ın orucu nasıldır?’ diye sordum. ‘Ömrün yarısını oruçla geçirmektir’ buyurdu.
“Abdulláh ibn-i Amr der
ki: ‘Yaşlandıkça, keşke Peygamber (sav)’in ruhsatını kabûl etmiş olsaydım.’
“*Bir başka rivâyet
ise şöyledir:
“ ‘Senin bütün günleri
oruçlu geçirdiğinden ve her gece Kur’ân okuduğundan habersiz olduğumu mu sanıyorsun?’ Bunun üzerine ben, ‘Elbette haberin vardır, fakat ben böyle yapmakla sâdece
iyilik ve hayır umuyorum’ dedim. Peygamber (sav) de,
‘Elláh’ın Nebîsi Dâvûd (as)’ın orucunu tut. Çünkü, o insânların en çok ibâdet edeni idi. Ayda bir sefer de Kur’ân’ı baştan sona oku’ buyurdu.
“Ben ise; ‘Yâ Resûlelláh! Bundan daha fazlasını yapmaya gücüm yeter’ dedim. Peygamberimiz
(sav), ‘O hâlde, yirmi günde Kur’ân’ı hatmet’ dedi.
“Ben ise; ‘Yâ Rasulelláh! Bundan daha fazlasını yapabilirim’ dedim. O da; ‘Öyleyse on günde hatmet’ buyurdu.“
Ben tekrâr; ‘Bundan
daha fazlasına gücüm yeter’ deyince; ‘Şu hâlde, haftada bir sefer
baştan sona oku ve bunun üzerine de artırma’ buyurdu. Ben, işi
zorlaştırdım, zorluğa uğradım. Peygamber (sav) bana, ‘Ne
bilirsin, belki çok yaşarsın’ buyurmuştu. Peygamber (sav)’in dediği gibi uzun yaşadım.
“Abdulláh İbn-i Amr der ki: ‘Yaşlandıkça,‘Keşke Peygamber (sav)’in ruhsatını kabûl etmiş olsaydım’ diye istemeye başladım.’ ” [156]
“Resûlulláh (sav)’in
ibâdetini sormak için Nebî (asm)’ın
zevcelerinin evine üç kişilik
bir hey’et geldi. Resûl-i Ekrem (sav)’in ibâdeti kendilerine haber verilince,
sanki o ibâdeti kendileri hakkında
az buldular ve şöyle dediler: ‘Biz
neredeyiz, Nebî (asm) nerede? Elláh, onun geçmiş ve gelecek günâhlarını afvetmiştir.’
“İçlerinden birisi; ‘Ben, dâimâ geceleri namâz kılacağım’ dedi. Diğeri; ‘Ben de yıl boyu oruç tutacağım ve -bayram günleri háric- hîç iftár etmeyeceğim’ dedi. Öteki de; ‘Kadınlardan uzak durup hîç evlenmeyeceğim’ dedi.
Lügat: peygamber, elbette