İkinci İşâret’in Şerhi
Molla Muhammed el-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
Aynı el, yaralılar ve hastalara karşı bir eczâháne hükmüne
geçer. Hangi derde بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ
الرَّحٰيمِ deyip temâs etse,
izn-i İlâhî ile şifâ bulur.
Hem o zât-ı Ekrem aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm
yürümekte güçlük çeken bir deveyi ufak bir dürtmek ile dürtmüş, o deve, o iltifât-ı Ahmedî’den o kadar
bir çeviklik, bir sürûr peydâ etmiş ki; daha sür‘atinden dizgini zabt
edilmemiş, hîç bir deve yolda
ona yetişememiştir.
Hem Hálid bin Velîd’e bir kaç saçını verip, nusretine duá
etmiş. Hazret-i Hálid, o
saçları külâhında hıfz etmiş. İşte, Hazret-i Hálid
(ra), o saç ve o duánın bereketi hürmetine, hîç bir harbe
girmemiş, illâ muzaffer çıkmış.
Daha bunlar gibi binden ziyâde mu‘cize, her nev‘í mahlûkáttan göstermiştir. İşte, o zâtın derece-i sıdk ve makbûliyyeti bundan anlaşılır.
O zâtın bütün bu mu‘cizelerin fevkınde bir mu‘cizesi daha vardır ki, o da kırk vecihle mu‘cize olan Kur’ân-ı Mu‘cizü’l-Beyân’dır. O kırk vecihden bir vechi şudur ki; Kur’ân’ın ma‘nâsını anlamadığı hâlde, sâdece sadâ-yı Kur’ân’ı dinlemekle nasíbini alan ámî bir adam, Kur’ân’ı dinlediği zamân diyecek ki: “Bu Kur’ân, dinlediğim bütün kitâblara kıyâs edilse, hîç birisine benzemiyor ve onların derecesinde değildir.” Öyle ise, ya Kur’ân, umûmun altındadır veyâ umûmun fevkınde bir derecesi vardır. Umûmun altındaki şık ise, muhâl olmakla berâber, hîç bir düşmân, hattâ Şeytán dahi bunu diyemez ve kabûl etmez.
Lügat: bereket, ürümek, çevik