Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
Molla Muhammed El-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
“Ey insân! Aklını başına al, dikkat et! Nasıl bir Zât seni
bilir ve bakar, bil ve ayıl!”[
Nasıl ki bir paşa, bir konu hakkında bir açıklamada bulunduğu zamân, bütün gazeteciler kameralarıyla oraya gider, paşanın fotoğrafını çekip onun konuşmalarını zabtederler. Bir hammâl bir yere gitse, hangi gazeteci onu ta’kîb eder? Aynen öyle de insânın bütün akvâl, ef’âl ve ahvâlinin binlerce kamera ve levhalara geçmesi, meleklerce zabtedilmesi, insânın eşref-i mahlûkàt olması sebebiyledir.
Ey insân! Dikkat et! Bütün âlem, senin lehine çalıştığı hâlde sen onları kendi aleyhine çeviriyorsun. Bütün mevcûdât, senin saâdetinle me’sûd olmak istediği hâlde, sen isyânınla onların saâdetini bozup onların hiddet ve gadabını celbediyorsun.
İnsânın ehemmiyyetinden dolayı her ameli kıymet kazanır. Ba’zen olur ki; ehl-i îmânın Allâh rızâsı için işlemiş olduğu küçük bir ameli Cehennem’in ateşini söndürüp Cennet’i netîce verebilir. Ba’zen de nefis hesâbına işlediği bir ameli, onu Cennet’ten uzaklaştırıp Cehennem’e sevkedebilir. Öyle ise amelinin küçüğüne ve büyüğüne bakma. Kime karşı ve ne maksadla işlediğine bak!
وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِي آدَمَ وَحَمَلْنَاهُمْ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلَىٰ كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلًا
“(Zât-ı Ulûhiyyetime kasem ederim ki, Biz Âdemoğullarını müşerref kıldık.) Onlara güzel bir sûret, mu’tedil bir boy, fâideli a’zâlar verdik. Bu, birinci nev’i bir İlâhî lütuftur. (Ve onları karada ve denizde) nakil vâsıtalarına (yükledik.) Onlar karalarda atlar, develer gibi şeyler ile, denizlerde de gemiler vesâire ile diledikleri yerlere giderler. Özellikle insânlar, şimdi uçaklar, trenler gibi daha nice mükemmel nakil vâsıtalarına kavuşmuşlardır. Bu da ikinci nev’i bir rabbânî lütuftur. (Ve onları) Âdemoğullarını (lezîz ve temiz şeylerden) nefis, tatlı meyvelerden, yiyeceklerden (rızıklandındık.) Onlar nebâtî ve hayvânî gıdâların en güzellerinden,
Lügat: cehennem, birinc, dikkat, hiddet, saâdet, yetime, fâide