Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
Molla Muhammed El-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
öyle de; ağaç da bir çiçektir, bahçe de bir çiçektir, bahar mevsimi de bir çiçektir, küre-i arz da bir çiçektir, semâvât da bir çiçektir, kâinât da bir çiçektir. Zâhiren vefât edip giderler, ancak arkalarında pek çok vücûdları kendilerine bedel irs olarak bırakıp öyle giderler. Bu çiçek misâli, küllî bir kànûnun ucu olarak zikredilmiştir. Mevcûdât-ı âlem, o kànûna kıyâs edilmiş ve o kànûnun birliği ve her şeyi ihâtâ etmesi ile de vahdet-i İlâhiyye isbât edilmiştir. Bununla alâkalı sorulan bir suâle, Müellif (ra)’ın verdiği cevâbı naklediyoruz:
“BİR SUÂL:
Diyorsunuz ki: “Sen Sözler’de kıyâs-ı temsîli çok isti’mâl ediyorsun. Hâlbuki
Fenn-i Mantıkça kıyâs-ı temsîlî, yakìni ifâde etmiyor. Mesâil-i yakìniyyede
bürhân-ı mantıkî lâzımdır. Kıyâs-ı temsîlî, Usûl-i Fıkıh ülemâsınca zann-ı
gàlib kâfî olan metâlibde isti’mâl edilir. Hem de sen, temsîlâtı ba’zı
hikâyeler sûretinde zikrediyorsun. Hikâye hayâlî olur, hakìkì olmaz, vâkıa
muhâlif olur?”
ELCEVÂB: İlm-i
Mantıkça çendan “Kıyâs-ı temsîlî, yakìn-i kat’î ifâde etmiyor” denilmiş. Fakat
kıyâs-ı temsîlînin bir nev’i var ki; mantıkın yakìnî bürhanından çok
kuvvetlidir ve mantıkın birinci şeklinin birinci darbından daha yakìnîdir. O
kısım da şudur ki: Bir temsîl-i cüz’î vâsıtasıyla bir hakìkat-ı küllînin ucunu
gösterip, hükmü o hakìkata binâ ediyor. O hakìkatın kànûnunu, bir husûsî
maddede gösteriyor. Tâ o hakìkat-ı uzmâ bilinsin ve cüz’î maddeler, ona irca’
edilsin. Meselâ: “Güneş nûrânîyyet vâsıtasıyla, birtek zât iken her parlak
şeyin yanında bulunuyor.” temsîliyle bir kànûn-i hakìkat gösteriliyor ki, nûr
ve nûrânî için kayıd olamaz. Uzak ve yakın bir olur. Az ve çok müsâvî olur.
Mekân onu zabtedemez.
Hem meselâ:
“Ağacın meyveleri, yaprakları; bir anda, bir tarzda kolaylıkla ve mükemmel
olarak birtek merkezde, bir kànûn-i emrî ile teşkîli ve tasvîri” bir temsîldir
ki, muazzam bir hakìkatın ve küllî bir kànûnun ucunu gösterir. O hakìkat ve o
hakìkatın kànûnunu gàyet kat’î bir sûrette isbât eder ki, o koca kâinât dahi şu
ağaç gibi o kànûn-i hakìkatın ve o sırr-ı ehâdiyyetin bir mazharıdır, bir
meydân-ı cevelânıdır.
İşte bütün Sözlerdeki
kıyâsât-ı temsîliyyeler bu çeşittirler ki, bürhân-ı kat’î-yi mantıkîden daha
kuvvetli, daha yakìnîdirler.”
(Demek Sözlerdeki ekser temsîller; birer bürhân-ı yakìnî,) şüphe edilmeyecek derecede kesin olan birer delîl, (birer hüccet-i kàtıa hükmündedir.) Metinde
Lügat: küre-i arz, cevelân, muazzam, zâhiren, âdiyyet, birinc, hikâye, hüccet, mevsim, âdiyye, çendan, dilir, küllî, âhire