Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
Molla Muhammed El-Kersî
-
Keşfü’l-Envâr Külliyyâtı
- Tesettür Risalesi'nin Şerhi
- Yirmi Altıncı Söz'ün Zeyli ve Hàtimesi'nin Şerhi ile Beşinci Mektûb'un Şerhi
- On Birinci Söz'ün Şerhi
- Dokuzuncu Söz'ün Şerhi
- Ene Risâlesi'nin Şerhi
- İkinci İşâret’in Şerhi
- Kader Risâlesi Şerhi (Genişletilmiş Yeni Baskı)
- Yirmi Üçüncü Lem‘a, Tabîat Risâlesi’nin Şerhi
- On Dördüncü Lem‘a’nın İkinci Makámı’nın Şerhi
- Münâzarât'ın Şerhi
- Haşir Risâlesi’nin Şerhi
- Hüve Nüktesi ve Şerhi
- Yirmi Dokuzuncu Söz ve Şerhi
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (1. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (2. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (3. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (4. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (5. Cild)
- Arabî İşârâtü’l-İ‘câz Meâl ve Şerhi (6. Cild)
- Yirmi Yedinci Mektûb (Bir Kısım)
- İkinci Şuá‘ın Şerhi
- Yirmi Dördüncü Mektûb ve Şerhi
- Telvîhát-ı Tis’a Risâlesi Şerhi
-
Rumûzu’l-Kur’ân Külliyyâtı
- Rumûzu’l-Kur’ân (1-5)
- Mir’âtü'l-Cihâd
- İ‘câzu’l-Kur’ân
- Dokuzuncu Şuá‘ın Dokuz Álî Makámı
- Kitâbu’z-Zekât
- Rahmân Sûresi’nin Tefsîri
- Nüzûl-i Ísâ (as)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (1. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (2. Cild)
- Yirmi Beşinci Mektûb, Yâsîn Sûresi’nin Tefsîri (3. Cild)
- Külliyyât-ı Hulûsıyye
-
Muhtelif Eserler
hayâtın rûhânî olduğunu ifâde ediyor. Bununla berâber cesedin de kabirdeki lezzet veyâ elemden hissesi vardır. Zîrâ insân öldüğünde, her ne kadar cesedi çürüyüp dağılır. Fakat acbu’z-zeneb denilen bir cüz’ü, bir madde-i esâsiyesi bâkì kalır. O madde, o insânın mâhiyyetini taşımaktadır ve o insânın bir çekirdeği hükmündedir. Rûhun, kabirde o madde ile bir münâsebeti vardır. Ancak bu münâsebetin mâhiyyeti bizce meçhuldür. rûh elem çektiğinde, münâsebetdâr olduğu o acbu’z-zeneb de elem çeker. Acbu’z-zeneb bir fihriste olması hasebiyle sanki bütün cesed bir nev’i elem çekmiş gibi olur. Rûh lezzet aldığında ise, sanki bütün cesed bir nev’i lezzet almış gibi olur.
Müellif (ra) “acbu’z-zeneb” hakkında şu bilgileri vermektedir:
“Cesedleri
çürüyor. Fakat insânın cesedinden, bir çekirdek, bir tohum hükmünde olacak
“acbü’z-zeneb” ta’bîr edilen küçük bir cüz’ü bâkì kalıp Cenâb-ı Hak, onun
üstünde cesed-i insânîyi haşirde halkeder, onun rûhunu ona gönderir.”[
“Nebâtâtın
tohumları gibi “Acbü’z-zeneb” ta’bîr edilen bir kısım zerreler, insânın tohumu
hükmünde olup, haşirde o zerreler üzerine beden-i insânî neşv ü nemâ ile
teşekkül eder.”[
Âlem, sâdece şu dünyâya münhasır değildir. Şu dünyâ denilen âlemden başka pek çok âlemler daha var ve bu dünyâdan o âlemlere doğru bir akım vardır. Ölümle dünyâdan giden mevcûdât yok olmuyor, dâire-i kudretten dâire-i ilme geçiyor ve pek çok âlemlerde muhâfaza ediliyor. Bu âlemlerden;
Birincisi: Kabir âlemidir. Kabir âlemindeki ahvâli anlamak için bir mü’min ile
bir kâfîri misâl olarak zikrediyoruz:
Bir mü’minin, hayâtı boyunca küçüklüğünden ölümüne kadar hayr ve şer, iyi ve kötü, güzel ve çirkin bütün ef’âl, akvâl ve ahvâli kısaca mâcerâ-i hayâtı bir sinema şeridi gibi kabir âlemine geçer, o mü’min kabrinde kıyâmete kadar onları seyreder ve bundan lezzet veyâ elem alır. Meselâ; bir mü’min, bir ilim meclisinde bulunmuş, namaz kılmış, Kur’ân okumuş, hac menâsikini edâ etmiş, fukaraya