Gönderilme Tarihi: 07-01-2015
GERİ

HAŞİYE NEDİR?

ماالفرق بين الحاشية والشرح؟ الحاشية على الكتاب‌‌  :ايضاح  لشرحه  فان كانت مستقلة  اى بلا شرح تو ضع عليه فهى بيان  لبعض المباحث الموجودة فى الكتاب لا كلّها ، ويغلب عليها الاختصار.

الشرح ؛ البيان والتفسير يكون على كلّ مباحث الأصل مختصراً كان اومبسوطًا أعنى الشرح وهذا على الأغلب ا لأعم   .

            Sual: Haşiye ile şerh arasındaki fark nedir?

            Haşiye: Herhangi bir şerhin izahına haşiye denir. Eğer o haşiye müstakil ise, yani kitabın metninin üzerine bir şerh yoksa, sadece metin varsa, o zaman o haşiye kitabın metni üzerine konur ve onu izah eder. Haşiye, metnin tamamının değil, belki kitabta mevcud olan bazı mebahisin ve mes’elelerinin beyanı ve izahıdır. Ekseriyetle muhtasar olur.

            Şerh ise: Bir kitabın metninin tamamını beyan ve tefsir etmektir. Şerh kendisi kısa olsun, uzun olsun, aslın yani metnin bütün mebhaslarını içine alır, hepsini izah eder. Şerh ekseriyetle böyle olur. (El-Meânî)

 

Bu mes’elenin daha iyi anlaşılması için ulema-i İslam’ın kitablarından bu konu ile alakalı üç misal zikredeceğiz:

 

             Birinci Misal: Tefsir alanında yazılan kitablardan;

            “Tefsîr-i Beydâvî” (Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vîl) adlı eser, metindir. “Şeyhzâde” adlı eser ise, Tefsîr-i Beydâvî üzerine yazılmış bir hâşiyedir.

             İkinci Misal: Hadis alanında yazılan kitablardan;

             İmâm Buhârî’nin “el-Câmiu’s-Sahîh” adlı eserine 75 şerh yazılmıştır. İbn Hacer el-Askalânî’nin “Fethu’l-Bâri” isimli şerhi ile Bedruddin Aynî’nin yazmış olduğu 25 ciltlik “Umdetü’l Kâri” isimli şerhi buna misal olarak verilebilir.

Üçüncü Misal: Nahiv alanında yazılan kitablardan;

İbn-i Hâcib’in te’lif ettiği “el-Kâfiye” adlı kitab, metindir. Molla Câmî’nin yazdığı “Fevâidu’d-Diyaiyye” adlı eseri ise, el-Kâfiye’nin şerhidir. Abdulğafur denilen Zat’ın yazdığı “Hâşiyetu Abdilğafur” adlı eser de Fevâidu’d-Diyaiyye’nin haşiyesidir. Keza Abdulhakim denilen Zat’ın yazdığı “Hâşiyetu Abdilhakim es-Seyyalekûtî alâ Hâşiyeti Abdilğafur” adlı eser de Hâşiyetu Abdilğafur’un haşiyesidir. Ve hakeza kıyas edilsin ki, bir kitabın pek çok şerh ve haşiyesi yazılmıştır.

Şerh ve haşiye ile alakalı yazılan bu şekildeki eserler, ehl-i ilim mabeyninde ma’ruf ve meşhurdur.

Haşiye ile alakalı bir misal:

11. SÖZ / METİN

Ey kardeş! Eğer hikmet-i âlemin tılsımını ve hilkat-i insanın muammasını ve hakikat-ı salâtın rumuzunu bir parça fehmetmek istersen, nefsimle beraber şu temsilî hikâyeciğe bak.

HAŞİYE

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

“Metinde geçen “hakìkat” kelimesi; ef’âl, esmâ, sıfat ve şuûnât-ı İlâhiyye ma’nâsındadır. “Rumûz” ise, “remz” kelimesinin çoğulu olup gizli işâretler demektir. Dolayısıyla “hakìkat-i salâtın rumûzu” ta’bîrinin ma’nâsı;  namazın her bir fiili, her bir kavli, her bir hâl ve tavrı, tecelliyât-ı ef’âl, esmâ ve sıfât-ı İlâhiyyeye karşı nasıl remz ve işâret etmek sûretiyle mukàbele ediyorlar demektir. Meselâ; “Ellâhu Ekber” lâfzı ve secde fiili, Cenâb-ı Hakk’ın kemâlli esmâ ve sıfâtına karşı bir mukàbeledir.  “Elhamdülillâh” kelimesi ve kıyâm fiili, cemâlli esmâ ve sıfâtına karşı bir mukàbeledir. “Sübhânallah” kelimesi ve rükû’ fiili ise, celâlli esmâ ve sıfâtına karşı bir mukàbeledir.”

(On Birinci Söz’ün Şerhi)

 

Görüldüğü gibi yukarıda geçen metinden sadece “hakikat-ı salâtın rumûzu” ifadesi izah edilmiştir. Diğer ifadeler izah edilmemiştir.